Halil Ibrahim Yenigun
Birikim, Monthly Socialist Cultural Magazine, 303- 304 (June-July 2014): 203-210.
Publication year: 2014

Türkiye Müslüman ve İslâmcı düşüncesi açısından Hayrettin Karaman ismi “camiadışı” kesimin havsalasının pek kolay alamayacağı bir mana taşıyor. Türkiye’deki ortalama din algısı itibariyle AKP’nin giriştiği ve son bir yıldır çok daha ortaya dökülmüş tartışmalı kimi icraatların siyasal ve sosyal ahlâkla bağdaştırılması güçleştiği ölçüde Karaman’ın olanca özgüven ve sarahatle tekrar tekrar sunduğu apolojiler dikkat ve tepki çekiyor. Diğer köşeyazarları sert eleştirilerini dillendirdikçe karşılarında profesör ünvanlıların “Hayrettin Karaman sadece Hayrettin Karaman değildir.. bir anlamda sendir ve bendir. Hayreddin Karaman Türkiye’dir” şeklindeki abartılı sahiplenmelerini buluyorlar. Sahiden Karaman’ın yakın tarihimizde tuttuğu yer “parti müftüsü” karikatürleştirmeleriyle geçiştirilebilecek bir konum olabilir mi? Türkiye’de kimi yönlerden giderek kutuplaşan mufahazakâr ve seküler kesimler arasında bir din bilginine ilişkin bu algı uçurumunu anlamlandırmamızı sağlayacak ipuçları nerede bulunabilir? Elli yıldır dinden hareketle kurduğu ve sıklıkla polemiklere yol açan argümanlarını kamuoyu önünde cesaretle söylemekte olan Karaman’ın hangi özelliklerinde aranmalıdır? Temsil ettiği kesimin muhalefetten iktidara yürüyüş sürecinde İslâmcı entelijansiyadaki birçokları için söylendiği gibi Karaman’ın devlet ve iktidara ilişkin siyasal algısında makas değiştirmeler yaşanmış mıdır? Yoksa siyasala ilişkin tasavvurları süreklilik arz eden bir aydınla mı karşı karşıyayız? O hâlde birçok sekülere ve kimi İslâmcılara ürkütücü gelen ve otoriter, çoğunlukçu, hatta gettocu algılanan fikirleri çağdaş İslâm siyasal ufkunun neresindedir? Kendisiyle aynı ontolojik kaynaklardan hareketle geliştirilebilecek alternatif hatta zıt etiko-politik tasavvurlar mümkün müdür? Böylesi bir alternatif bakışla Karaman’daki temel sorun nasıl tanımlanabilir?