Halil Ibrahim Yenigun, Cengiz Çağla, Muhammed Yasir Bodur
Nida, 178 (November-December 2016).
Publication year: 2016

Öncelikle Sivil Ses ekibine böyle bir programı düzenledikleri için teşekkür ediyorum. Hakikaten son derece iddialı on oturumluk bir seri program. Biz arkadaşlarla tasarlama sürecinde de istişare etmiştik. Okulda bir araya geliriz, daha büyük ümitlerle, daha farklı bir çalışma yaparız diye düşünmüştük. Fakat kısmet burayaymış. Tabiî süreçler bizi ister istemez sokağa atıyor, bir atılma hâlindeyiz devamlı. Ama bu, aslında felsefenin yuvasına dönmek anlamına da geliyor. Biliyorsunuz, bir Sokrates figürü vardır, sokak sokak dolaşır ve felsefeyi sokakta yapar. Çünkü bilgi hakikaten akademi denen kuruma, o kurumlaşmaya mahpus kalmış bir şey değildir. Bilgi, ahlâkî sorumluluğunu da üstlenmiş ve erdem peşinde olan bir filozofun herkesle birlikte yürüttüğü bir faaliyettir. Bence işte böyle bir hayrı da var bu süreçlerin. Biz bir anlamda Sokratik âna geri dönüyoruz. İnşallah, hangi çatı altında olursa olsun, böyle ortamlarda buluşarak, konuşarak, tartışarak birlikte hakikat yolculuğuna devam edeceğiz.
Bu yaşanan süreç bir bakıma bilginin ahlâk ve erdemle yakın ilişkisini net bir biçimde ortaya koyuyor. Ben şahsen böyle düşünüyorum, dolayısıyla herhangi bir konuda ümitsizleşmek, ye’se düşmek üstümüze düşmez. Biz yine bu şekilde devam edeceğiz. Ne kadar kişi kalırsak kalalım buluşmalara ve hâlleşmelere devam edeceğiz ve bilgiyi bulabildiği her türlü yuvasında veya sokakta insanlarla paylaşacağız.