Halil Ibrahim Yenigun, Mehmet Erken
Dünyabizim, September 3, 2014.
Publication year: 2014

Mısır, Firavun’a nispet yaparcasına birbiri ardına gelen diktatörlerce yönetilen bir ülke oldu hep. Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren yaşanan Hidivler dönemi, onun ardından da Cemal Abdül Nasır, Enver Sedat, Hüsnü Mübarek yıllar boyu ülkeyi halka rağmen tek adam olarak yönettiler. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da başlayan Arap Baharı’nın ülkenin kaderini değiştirdiği sanıldı.

Çünkü 2012 yılında ülkede ilk defa ülkede cumhurbaşkanı seçimle işbaşına geldi. Ancak ülkenin tek seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi iktidardaki bir yılını doldurmadan General Abdülfettah Sisi cuntası tarafından devrildi. Cuntacı Sisi’nin güdümündeki Mısır yargısı ise 1 yıldır İhvan hareketinin önde gelen isimlerine sözde suçlamalar yöneltiyor ve sorgusuz-sualsiz bir şekilde idama mahkûm ediliyor. İdam kararlarının sayısı bini geçmiş durumda.

Mısır’da 1960’lı yıllarda da durum çok farklı değildi. O dönem iktidardaki cunta lideri Cemal Abdül Nasır, İhvan‘ın önde gelenlerini sözde suçlamalarla idama çarptırmaktan çekinmiyordu. İdama mahkûm edilenlerden biri de Türkiye’de İslami çevrelerin, özellikle Fi Zilali Kur’an isimli tefsiriyle çok yakından tanıdığı Seyyid Kutub‘du. Seyyid Kutub, bundan 48 yıl önce 29 Ağustos 1966’da idam edilmişti.

Kutub’un fikirlerinin gelişimini, İhvan’la tanışmasını, hareket içindeki konumunu ve Kutub’a yönelik eleştirileri İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Yenigün‘le konuştuk.